Yazılan,  Okunan,  Kopyalanan,  İletilen,  Saklanılan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete Yıl: 6 Sayı: 1.407

Sisteme gir!

Merhaba Sevgili KM dostu, hoşgeldiniz!

 31 Mart 2008 - Fincanın İçindekiler



 



 Editör'den : Karaman'ın koyunu sonra çıkar oyunu!..


İyi haftalar,

Hakkını vermek gerek, Tayyip Bey iyi hatip. Şerefine düzenlenen toplantıları hiç es geçmiyor. Cumartesi günü gene kürsüdeydi ve yağdı gürledi beyefendi. Aklı başında herkesin dikkatini çeken birşey var bana kalırsa. Tayyip Bey bir sinir zafiyeti geçiriyor bu aralar. Mağdur edebiyatının bini bir para. Kendine olur olmaz yakıştırdıkları ise kimi zaman bizleri bile gülümsetecek nitelikte. Mesela son vecizesi "Yumuşak başlıysam..." diye başlıyor. Hayda, kim dedi yumuşak başlısın diye. Yumuşak başlı olmanın hangi gereğini yerine getiriyorsunuz ki, kendinize bu gömleği biçiyorsunuz diye sorarlar adama. Devamı ise daha acıklı. "...uysal koyun değilim." Hani içimizde kötülük olsa, uysal değilsiniz, karaman belki, der çıkarız işin içinden ama bize yakışmaz. Bize yakışmadığı gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanına hiç yakışmaz. Ne yumuşak başlısınız ne de uysal koyunsunuz sayın başbakan, sizi külliyen tenzih ederim. Yanlış ya da eksik rakamlarla bezeli ekonomik göstergeleri sessiz sedasız dinleyen Anadolu aslanlarını da bu benzetmeden ayrı tutmak isterim ama becerebilir miyim bilemem.

Aynı konuşmada tuzu kuru örgütlerin "geri adım" çağrısına değinip, faturanın sürekli kendisine kesildiğini söyleyip, medyaya da dokundurmayı ihmal etmeden, ringte tek eli arkasında bağı olduğu için haksız dayak yerken gongla kurtulmuş köşesinde dinlenen boksör edasıyla, konuşmasına "Sağdan, soldan geriyorsunuz." diyerek devam etmiş Tayyip Bey. Hey büyük Allahım, güler misin ağlar mısın? Geri adım atma çağrısına Cuma günü biraz değinmiştim. Devam edersek, geri adım atmaları istenenler kimler? AKP, muhalefet ve açık olmamakla birlikte yargı. Geri adımdan önce sanırım hepsinin şu an durdukları yerleri bir anlamakta yarar var. Yargıdan başlarsak, onların yeri belli. Açılan bir dava, incelenip karara bağlanacak bir işleri var. Davayı açılmamış saymalarına olanak olmadığına göre, kararlarını verene kadar geri adım atmaları diye bir konu mevzubahis değil. Muhalefetin zaten dişe gelir birşey yapmadığını herkes söylüyor. Yapabildikleri tek şey savunmada kalıp kaleyi korumak. Golü önlerken faul yaparlarsa sonuçlarına zaten katlanırlar. Öyleyse ileri bir türlü gidememiş adamdan hangi geri adımı bekleyeceksin? AKP'ye geldiğimizde ise şöyle bir durup düşünmek gerek. Kapatma davası iddianamesindeki gazete küpürü(!?) iddiaları bir kenara koyalım. Sadece, seçimlerden bu yana yasal ama gerginlik kaynağı uygulamaları şöyle bir sıralamaya çalışalım.

Seçim öncesi girilen çiş yarışının sonucu olarak hem Anayasa değişikliği yapıp hem de Gül'ü Çankaya'ya taşıdılar. Seçtikleri beş altı kişiyi kampa sokup, kimseyle mutabakat aramaksızın, bir Anayasa taslağı hazırlatıp bunu ABD'de görücüye çıkardılar. Türbanı üniversiteye sokmak için, aileden bir patavatsızı YÖK başkanı atayıp, meydanı onun genelgelerine bıraktılar. Yetmedi bir de kendi var aslı yok bir Anayasa değişikliği yaptılar, mahkemelik oldular. Kendilerini daha önce uyaran savcıyı ciddiye almadıkları için kapatma davasını kucaklarında buldular. Yetmedi, dönek bakanları ağzıyla bunu Ergenekon soruşturmasına karşılık olarak nitelendirdiler. En iyi savunma hücumdur deyip, kendilerinin yanında olmayan istisnasız herkesi darbecilikle, bozgunculukla suçladılar, suçlamaya devam ediyorlar. Kapatma davasından yırtmak için Anayasa'da değişiklik yapmanın yollarını ise halen arıyorlar. Bu saydıklarımızın hemen hepsi, yasal kurallar içinde yapılmış hukuki haklar olarak algılanabilir ama tümü bu memleketteki gerilimin asıl sebepleridir. Geri adım atmaya ancak bu gerilen telleri gevşetmekle başlanabilir. Kısaca geri adım atmanın adresi bellidir. Bizatihi, asla koyun olmayan Tayyip Bey'in ta kendisidir. Koyundan sayılmadığımız bir hafta dileğiyle esenkalın.

Bir sonraki sayıda buluşuncaya kadar bulunduğunuz yerden bir adım öne çıkın. Sevgiyle...

Cem Özbatur




1 Mesaj/Yorum var. Mesaj/Yorum Yaz / Oku





 


 Kahveci : Murat Tahtacı


DAHA 18'İNDE BİR AÇLIK

Loş bir ışık yanar sahnede ve genç, başı önde konuşmaya başlar:

Zor bir yaşamdı benimki. Uzun ve geniş bir arenanın içinde sıkışmak gibiydi. Ne yana savrulsan, taşların arasında kalırdı ayak parmakların. Kan gibi kıpkırmızı her gecede, gözyaşların yediğin yemeğin üstüne düşerdi…

Çok kırıldım bakkaldan bir paket sigara alırken, sırf 10 kuruş yetmediği için çıkıp gitmelere… Sevdiğinin yanından geçerken, açlıktan nefesin koktuğu için yanına sokulamamaya… Yoruldum ey dost; sevdiğin bir türküyü sazsız sözsüz çığırmaya…

Hep bir insanı sevmek için yaşadım ben. Açlık da tokluk da oldu ama bir insanı sevmek en zoruydu. Tanrıya sığındım. Dua ettim. Her duayla bir adım daha yaklaşmak istedim ölüme.

Ey insanlar…
Ben ne kadar sevdiysem onları, her biri küfretti suratıma. İyi olmak haramdı kötüye. Kötülük sanki helalmiş gibi iyiye…

Ahmet Arif çınlıyor kulaklarımda. Prangalarım hasretimin kursağını sıkıyor.
Şiir yazamadım işte ben, kalemi tutmak hiç aklıma gelmedi..
Düşündüm, sadece dinledim, hayatta hiç bilmeyen bir benmişim gibi boyun eğdim.

Babam kadar genç olamadım ben. Oğlummuş gibi sevgimi hep gizledim. Ve sırf bu yüzden kaç sabah onu özledim…
Arada bir hal hatır soran oldu. Tanıdıktı adı, kendisi öyle olmasa da, birazcık dosttu.

Ben bir insanım. Ne iş adamı, ne de bir kalpazanım.
Ben bedeni yaşayan, sizin gibi bir insanım.

Sevdiğim yemekleri hiç sevdiğim anlar yiyemedim. Fakirdim. Ya tuzu bulamadım, ya da suya katacağım bir kahveyi, şekeri...

Mutluyum ama;
Ben hiç o "suyu kesilmeyen" insanlardan olamadım.

"Bugün ne yedin ?" diyen her sözde bekledikleri cevabı verdim… Yalandı… Peki, düşlerimin tokluğu da mı yalandı?.. Anlatamadım…

"Bugün ne yedin?" hala kulaklarımda…
Annem!
En çok da annem sordu bunu…

Ve şimdi bil ki anacığım, sana son sözlerim;
O söylediğim yemeklerin hiçbirini,
Ben yıllardır yiyemedim…

Murat Tahtacı


Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?


Rating: 10,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,00
              2 Kahveci oy vermiş.

0 Yorum var.Yorum Oku   - Yorum yapabilmek için Sisteme Giriş yapmalısınız.


Yazdırmak için tıklayınız.

 


 Kahveci : Meltem Kaynaş


"AKIL TAKIL"ınca

Akıl üzerine söylenecek söz çok. Çünkü en büyük sermayemizdir akıl.
Hele bir kaybetmeye görün onu. Maazallah, hayatınız kayar; hem sizin, hem de çevrenizin.
"Hâlâ aklınızı işletmeyecek misiniz?" (A'raf, 169) diyen Tanrı buyruğuna rağmen, aklımızı ne kadar çalıştırdığımız şüpheli.
Bakıyorum da, 22 Temmuz'dan beri "akıl saatimiz" durmuş durumda. Toplumdan "tik taklar" gelmiyor. Sadece "tik" geliyor ama yanlış anlamayın, sinirden.
Elektriğe zam geliyor; kaşlar, ekmeğe zam geliyor; gözler oynamaya başlıyor.
Amerika Savunma Bakanı "çıkın" diyor, millette yeni tikler hasıl oluyor. Önce sol omuz istem dışı oynuyor, sonra da sağ.
Korkarım yeni bir "tik" daha edineceğiz. Geliyor bağıra bağıra.
Başbakan; "tuzağa düşmeyin, en az üç çocuk yapın" diyor. (Bu kesin sol bacağı da götürür. Bu seferki tik mik değil, resmen nüzil sebebi.)
Şimdi diyelim üç çocuk yaptık. O da en az!
Doktordu, doğumdu, para ister.
Bebek doğdu, süt ister.
Hastalandı ilaç ister.
Büyüdü ekmek ister.
Okullu oldu, defter ister, kalem ister.
Elbise, ayakkabı cabası.
Bayramlarda para ister.
Çikolata ister, bebek ister.
Ana-babası iş ister, aş ister.
KİM VERECEK?
İş veremediği, aş veremediği milletine, "üç çocuk yap" diyen bir başbakan için, "hafifletilmiş" tek cümle var söylenecek: "Herhalde hangi ülkenin başbakanı olduğunu unuttu."

22 Temmuz'dan beri, cümleten "bir yerlere" takıldı aklımız; işlemez oldu. Tik taklar duyulmuyor; kurtar, kurtarabilirsen. Sonra?
Ee!. Ya "akıl" işleyecek insanda, ya da "kaş-göz"! Seçim senin.
Seçimini böyle yaptı bu millet. Sırf halk da değil. Sermayesi, basını, hepsi beraber.
Şimdi kimi suçlayacak? Elini suçluyor, "kırılsaydı keşke" diyor. Ama "aklını" suçlayan yok.
Tanrı buyruğu diye başladım lafa, Tanrı buyruğu diye tamamlayayım. Hani Müslüman toplumuz ya, Kur'an müminiyiz!
Bakın o Yüce Kitap ne diyor?

" …Yapıp ettiklerinden başka neyin karşılığını görüyorlar ki?" (Sebe' 33)

Bunun üstüne ne desek boş.

Meltem Kaynaş


Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?


Rating: 10,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,00
              1 Kahveci oy vermiş.

0 Yorum var.Yorum Oku   - Yorum yapabilmek için Sisteme Giriş yapmalısınız.


Yazdırmak için tıklayınız.

 


Mete Çağdaş

 Kahveci : Mete Çağdaş


  KOYUN BAŞBAKAN!

Bilim Adamları günlerin uzadığını,
ve bu nedenle
bir günün 25 saat olabileceğini iddia ediyor...
100 milyon yıl önce 23 saat olan bir gün birimi,
530 milyon yıl önce ise 21 saatmiş!
bunun nedenleri dünyanın kendi ekseni etrafında
hızlı ve yavaş dönüşümüyle ilgiliymiş.
Yani anladığım kadarıyla dünya kendi ekseni etrafında
yavaş döndükçe günler uzuyor.
bakın 530 milyon yıl önce (tek hücreli canlıların olduğu dönem)
bir gün 21 saat imiş!
ben bunu evrenin kirliliği ile ilişkilendiriyorum.
Fakat, en büyük kirlilik ise ne yazık ki
siyaset tarafından yaşatılıyor.
Türkiye de günlerin kısalığı ve uzunluğu
tamamen siyaset kirliliğiyle orantılı!
" Uysal koyun olmam" diyen başbakanla
" seni ham yaparız" diyen,
muhalefet arasındaki söz kirliliği,
içinden çıkılması zor bir batak ekonomi ile
günümüzü öyle bir uzatıyor ki
bitmek ne bilmiyor
şu sağanak gündem yağmurları!..
Vallahi başbakan Erdoğan
koyun olur veya olmaz!
Benimse, uçuruma doğru koşuşturan
Bir Koyun sürüsüne çoban olmayacağım ise
hepinizin malumu!

Mete Çağdaş
mettecagdas@hotmail.com


Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?


Rating: 10,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,00
              1 Kahveci oy vermiş.

0 Yorum var.Yorum Oku   - Yorum yapabilmek için Sisteme Giriş yapmalısınız.


Yazdırmak için tıklayınız.

 


M.Nihat Malkoç

 Kahveci : M.Nihat Malkoç


  HAYAT GÜZELDİR ASLINDA…

Dünyaya gelişimiz de, dünyadan gidişimiz de bizim tasarrufumuzda değildir. Bizi dünyaya gönderen ilahî güç, bir kısım sorumluluklar yüklüyor üzerimize. O güç, bunları gerçekleştirip gerçekleştirmediğimizi bizi sınavdan geçirerek kontrol ediyor. Onun içindir ki her fert evvela dünyada var oluşunun anlamını ve bunun getirdiği sorumlulukları idrak etmelidir. Gayesiz yaşamak kişiyi mutsuzluk girdabına sürükler. Böyle bir insan, akıntıya kapılmış bir nesneden farksızdır. Onu rüzgârın önüne atılmış bir kuru yaprağa da benzetebiliriz. Maddî hazlar peşinde koşmaktan manevî hazların varlığından haberdar olamayanların ruhlarındaki boşluğu hiçbir şey doldurmaya muktedir değildir.

Dünyada elde edilenler, kaçınılması mümkün olmayan o mutlak göçle birlikte yine dünyada bırakılıyor. Karacaoğlan'ın bir koşmasında dediği gibi üryan gelenler yine üryan gidiyorlar dünyadan. Madem öyle niçin maddî çıkarlar uğrunda bu kadar alçalıyoruz? Bu sinir harpleri böyle küçük bir netice için değer mi? Aslında güzeldir hayat… Biz güzel olan bu hayatı boş emeller peşinde koşmakla zehir ediyoruz kendimize. Mutsuz olmak için kırk dereden su getiriyoruz. Oysa güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.

İnsanlar bir şeylerle meşgul olurlarsa endişelere sürüklenmezler. Herkesin sevdiği ve benimsediği bir işi olmalıdır. Mutsuzluklarımızın önemli bir sebebi de yaptığımız işin, mesleğimizin karakterimize uygun olmamasıdır. Çoğumuz sevmediğimiz işleri, sadece gelir elde etmek ve geçinmek için yapıyoruz. İşlerini sevmeyenlerin başarılı ve verimli olması mümkün değildir. Fakat günümüz şartlarında sevdiği işi yapanların sayısı sanıldığı kadar fazla değildir. Bizler kişiliğimize uygun meslekler seçemiyoruz çoğu zaman. İşimiz bizi seçiyor. Boşta kalmamak için "Ne iş olsa yaparım" mantığıyla hareket ediyoruz. Fakat bir süre sonra yaptıklarımız, beklentilerimizi karşılamıyor. O zaman da duygularımız çıkmaza giriyor.

İnsanı mutluluğu götüren yol kendi içinde saklıdır. Bu yolu bulabilmek için öncelikle kendimizi çok iyi tanımamız, etüt etmemiz gerekir. Hedeflerini, becerilerini, eksik ve üstün yönlerini bilenler geleceklerini planlamada daha isabetli kararlar alırlar. İnsanların arzularına göre yaşaması, başıboşluğu da beraberinde getirir. Arzularımız bizi hayatın uçurumuna kadar götürebilir. İstekler her zaman sağduyu teknesinde yoğrulmazlar. Arzularıyla mantığı barışık olan insanların hatalara düşme ihtimali arzularına teslim olmuş, mantığını arzulara teslim etmiş kişilerden daha azdır. Arzular bir kör kuyudur, çok defa dibini göremezsiniz.

İdealler hayata tutunmamızı sağlayan güçlü kollardır. Hayatta herkesin bir ideali olmalıdır. Bunların milletin toplumsal değerlerine aykırı olmaması, hakikat çeşmesinden neşet etmesi gerekir. İdeallerimiz haset içermemelidir. Ferdi düşünceyi evrensel duygu ve düşüncelerle beslemeliyiz. Ben merkezli hareket edenler, yalnızlığa mahkûmdurlar. Tek başına bir halkanın pek önemi olmasa da, bir zincirde halka olmak lüzumlu ve manidardır. Birlik ve beraberlik; mutluluğun, başarının ve hayatı anlamlı kılmanın altın anahtarıdır.

En zor zamanlarda sabır ve tahammül zırhıyla korunanlar, sağduyuya sarılanlar hayatı risklerden arındırıp emniyete alan akıllı ve bahtiyar insanlardır. Bütün zorluklara rağmen hayata pozitif bakabilenler, mutluluk pınarının ab-ı hayat hükmündeki nurlu oluğundan nasiplenenlerdir. Hayattaki konumumuzu çok iyi tespit etmeliyiz. Kendimizi ne kum tanesi, ne de dev olarak görmeliyiz. Aynadaki suretimizi tarafsız bir gözle seyretmeliyiz. En büyük rahatlığın enaniyetle değil, teslimiyetle elde edilebileceğini akıldan çıkarmamalıyız. Allah'a dayananların hakikat duvarı hiçbir zaman çökmez. Hakk'a itaat edenler rahat edenlerdir.

Akıllı insan, dünyayı bir yük olarak görür; onu sırtına almaz, aksine onun sırtına biner. Dünyayı ebediyet yurdu olarak görenler, bütün mesaisini buna harcayanlar elbette ki aldanmışlardır. Dünyada yaşayacağınız kadar mal biriktiriniz. Gerçek sermayeniz öteki dünyada hayatınızı güzelleştirecek olan ibadetleriniz olsun. Unutmayınız ki dünya hayatı bir oyundan ve eğlenceden ibarettir. Diri ve iri kalmak istiyorsanız ölmeden nefsinizi öldürünüz.

M.Nihat Malkoç
mnm61mnm@hotmail.com


Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?


Rating: [Henüz Oylanmamış]
              0 Kahveci oy vermiş.

0 Yorum var.Yorum Oku   - Yorum yapabilmek için Sisteme Giriş yapmalısınız.


Yazdırmak için tıklayınız.

 


 YILDIZINIZ KIPIR KIPIR, YA SİZ?


  Ailenizin Yıldız Falcısı : Nurettin Özdemir


KOÇ   (21 Mart-20 Nisan)
Sevgili koçlar yeni hafta sizlere mutluluk dolu günlerle kucaklarını açmakta. Tüm alanlarda başarılara ulaşacağınız kesin diyebilirim. Sizleri rahatlatıcı ve parayla ilgili güzel bir haber yolda.. Maddi kazançlarınız artacak ve projelerinize ağırlık verebileceksiniz.



BOĞA   (21 Nisan-20 Mayıs)
Yeni haftanızda ruhunuzu okşayıcı güzelliklerle dolu günler sizleri beklemekte sevgili boğalar. Özellikle profesyonel çalışmalarınızda gurur verici başarılara ulaşacaksınız. Anları yaşamaya bakın. Yarını sonra düşünürsünüz. Haftanız fıkır fıkır olacak ve sizlere de muazzam enerjileri aşılayacak.



İKİZLER   (21 Mayıs-21 Haziran)
Sevgili ikizler gelecek günlerde sizlerden genç yakınlarınızla olacak ilişkilerinize dikkat etmelisiniz. Bilhassa duygu sömürülerine kendinizi kaptırarak yanlış kararlara yönelmeyin. Projelerinizde yavaşlamalara ve zihinlerinizde dağınıklılığa sebebiyet vermek istemiyorsanız ne istediğinizi bilmelisiniz.



YENGEÇ   (22 Haziran-22 Temmuz)
Bu hafta sizleri bekleyen bir takım önemli kararlar var. Beraber çalıştığınız meslektaşlarınız tarafından planlı hareket etmeniz beklenmekte sevgili yengeçler. Herşeyin yavaşça ilerlemesine takılı kalmayın. Morallerinizi bozmamaya gayret etmelisiniz. Yeniden düzenlenmesi gereken dosyalara azami dikkati verin ve sabırlı olun.



ASLAN   (23 Temmuz-22 Ağustos)
Mesleklerinizde yeni mesuliyetler alacaksınız sevgili aslanlar. Sosyal ve maddi bağımsızlığınızı kazanmak için göz kırpmadan çalışmaya hazırsınız. Dostlarınız ve ailelerinizden beklediğiniz manevi destekleri almak üzeresiniz. Enerjilerinize yeniden kavuşacaksınız ancak yakın çevrenizdeki olası vampirlere dikkat edin.



BAŞAK   (23 Ağustos-22 Eylül)
Yolculukların ön planda olacakları yeni ve heyecan dolu bir haftaya girmektesiniz sevgili başaklar. Yabancı ülkelerden tanıdıklarınızla ortaklaşa çalışmalara girişebilir ve yeni ufuklara yelken açabilirsiniz. Haftanızın bereketine inanın ve yapıcı son hamlelerden kaçınmayın.



TERAZİ   (23 Eylül-22 Ekim)
Geçen haftalarda önünüze dikilen engellerin yeni haftanızda birer birer yıkılacaklarını sevinçle göreceksiniz teraziler. Sizin için çok önemli bir projenin gerçekleşmesi yolunda gereken destekleri alacaksınız. Siz siz olun yeni haftanızda bir adım öne çıkmaktan sakın kaçınmayın.



AKREP   (23 Ekim-22 Kasım)
Özellikle ailelerinizin getireceği mutluluklarla dolup taşacak güzelim bir haftaya girmektesiniz sevgili akrepler. Beklediğiniz haberler ve sonuçlandırılacak ailevi projeleriniz varsa işte bu hafta tüm başarılar sizlerle olacaklar. Duygusal seviyesi hayli yüksek cıvıl cıvıl günlere girmektesiniz.



YAY   (23 Kasım-20 Aralık)
Sona erdirilmesi elzem hatta kaçınılmaz olan bir takım olayların üstüne gitmenizin zamanı geldi sevgili yaylar. Yeni haftanın enerjilerini olumlu şekilde ve kıvrak zekanızla kullanmasını bilirseniz artık çok şeyleri ardınızda bırakmış olacaksınız. Yaşam sizlere hodri meydan demekte yaylar.



OĞLAK   (21 Aralık-19 Ocak)
Bereket dolu güzel bir haftaya girmektesiniz sevgili oğlaklar. Özgüven ve inançla tamamen ileriye doğru bakmalısınız. Uzun zamandır gerçekleştirmek istediğiniz projeleriniz varsa tam zamanı işte oğlaklar. Beklediğiniz bir haberi sevinçle alacaksınız.



KOVA   (20 Ocak-18 Şubat)
Hızlı adımlarla ilerlemenizi engelleyici bazı şartların kendilerini daha da belli edeceklerini hissedeceksiniz sevgili kovalar. Duygusal tepkilere takılmadan yalnızca ileriye bakmanız gerekecek. Kendinizi bilhassa bu kısıtlayıcı ortamlardan kurtarmaya hedeflenmelisiniz.



BALIK   (19 Şubat-20 Mart)
Gündemlerinize yukarılardan nurların yağacakları güzelim bir hafta sizleri beklemekte sevgili balıklar. Proje ve ilgili çalışmalarınızda bir basamak daha çıkacaksınız. Ne kadar sevildiğinizi ayrıca göreceksiniz ve mutluluklara gark olacaksınız. Gerçekler ve kişisel hayalleriniz arasındaki mesafeler gün geçtikçe kısalmaktalar


Nurettin Özdemir
nozdemir@kahveciyiz.biz