Yazılan,  Okunan,  Kopyalanan,  İletilen,  Saklanılan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete Yıl: 6 Sayı: 1.347

Sisteme gir!

Merhaba Sevgili KM dostu, hoşgeldiniz!

 7 Ocak 2008 - Fincanın İçindekiler



 



 Editör'den : Aması maması yok bu işin!..


İyi haftalar,

Bazı anlar vardır ki, laf biter, zaman durur. İçinde de, dışında da olsan farketmez. An'a uzaklığın da önemi kalmaz. Tıpkı Cuma günü Diyarbakır'da kahpe bombanın patladığı an gibi. Terörün dini imanı, yeri yurdu olmuyor işte. Gözü dönmüş bit yavrularının can havliyle ettiklerini haklı görecek tek bir varlık olamaz. Varsa da adı insan olamaz. "17 yaşında şehit olunur mu, o daha çok genç." diye oğlunun ardından ağlayan ana yüreğine, gelin de anlatın isterseniz kürt sorununu. "Ama..." diye başlayan bir cümle kurun sıkıyorsa. "Askeri harekat dursun." diyebilen terörist vekiline sövmeyin içiniz elveriyorsa. Yok kardeşim, terörle savaşmanın tek yolu ona anladığı dilde cevap vermektir. Siyasi uzlaşma falan fasarya. Eroin pazarlığı için kullanılan resmi arabasının hesabını veremeyenlere hesap soramayan bir meclisimiz var deyin o anaya, diyebilirseniz. Karga b.kunu yemeden enkazı temizleyip ortadan kaldıran, pişkin tavırla cenazeye katılan Diyarbakır belediye başkanının taziyetlerini iletin isterseniz o babasını bir türlü kara toprağa bırakamayan küçük kıza.

Böyle bir dönemde, iktidarıyla muhalefetiyle, askeri siviliyle bir bütün olunduğu zamanda ters birşeyler söylemek istemiyorum ama Dağlıca'nın üzerinden 2 ay geçmesine göz yumup, kılıfı hazırlamış itlere hâlâ bir çıkış yolu bırakanları da anmadan geçemiyorum, af buyrun.

...

Bomba öncesi bir başka bomba vardı aslında gündemi parça parça eden. Bir anda ortaya çıkan türban aşkıyla palabıyıklarını yağlayan, bizzat kendi deyimiyle "Muhafazakar eşcinsel" Cemil Efendi. Günün birinde bu tamlamayı duyacağımı söyleselerdi herhalde güler geçerdim. Ama şimdi gülemiyorum bile. Eşcinselim diyebilecek kadar gönlü zengin, cesur bir adamın, modaya uyup, kimbilir ne uğruna, muhafazakar olmayı göze almasını anlamakta güçlük çekiyorum. Bakmayın siz onun ağzı laf yapan, çenesi düşük marjinal terzi havalarına. Kendisi, verdiği mesajın gittiği yeri iyi bilen, dükkanında sergilediği her malın satılık olduğu, bana kalırsa eşcinsellerin yüz karası bir adem oğlu aslında. Allah ıslah etsin, ne diyelim.

...

Bir diğer ilginç konu da, apar topar kabul edilen sigara yasağı. Buna sesi çıkacak bir babayiğit olduğunu da sanmıyorum. Yalnız benim anlayamadığım bir nokta var. Devlet eliyle ya da izniyle envai çeşit sigarayı ithal edip kullanıcıya sunacaksın sonra da bunu içmelerini yasaklayacaksın. Yani, nasıl olsa içeçek, içsin gebersin ama gebermeden önce bizim kasayı biraz doldursun bakalım edasıyla konuya yaklaşılmasını doğru bulmuyorum. Ve öylece havaya bakıp soruyorum; Nedense 18 ay gibi bir geçiş süresi tanınan yasakların yürürlüğe girmesi ile birlikte, sigara ithalatına da sınır getirmeyi düşünüyorlar mıdır mesela? Haydi kalın sağlıcakla.

Bir sonraki sayıda buluşuncaya kadar bulunduğunuz yerden bir adım öne çıkın. Sevgiyle...

Cem Özbatur




1 Mesaj/Yorum var. Mesaj/Yorum Yaz / Oku





 


Zühre Meryem Kaya

 Kahveci : Zühre Meryem Kaya


  Cinnet Suyu ve Onu İçenler

Bizler öyle yaşıyoruz, sunulduğu gibi, yargılamadan. "Bluejean giy." diyorlar, giyiniyoruz. "Yabancı dil ağırlıklı konuş hatta yabancılar gibi konuş." diyorlar, konuşuyoruz. " Yarın burayı ezberleyip gel." diyorlar, ezberliyoruz. Adımızdan önce, "Mesleğiniz nedir?" diyorlar, söylüyoruz. Ne yazık! Yargılamadan, korkarak, sıradan insanlar olmak istiyoruz. Oluyoruz da.
Hayatın kıyısında kalıp, hayatın içindeymişiz rolünü üzerimize giyiniyoruz. "Nasılda oturdu üstüme bu rol." deyip, kendimizi avutuyoruz. Gündelik hayatta her şey bir sıralanış gibi yaşanıyor. Her şeyin bir sırası var. Biri kalkıp neden sorusunu sormuyor "NEDEN"

Şimdi hepinizden dürüst olup aynaya bakmanızı rica edeceğim… Kaçınız, hayattan kopyalayıp yapıştırmadı ki üzerine? Artık o kadar çok birbirine benziyor ki insanlar. Az farklı olan hemen fark edilip, deli diye itham ediliyor. Keşke, deli mi olsaydık ne! Bu dayanılmaz klonlamaya sadece seyirci kalırdık o zaman.

Biliyorum ki çoğunuz bu yazıyı okumayacak "Üniversite öğrencilerinin dikkatine!" diye, bir başlık mı atsam acaba? (Gazete okuyorlar mı, acaba?) Bir ülke için üniversite öğrencisi biçimleyici özellik taşır… Ama ne yazık bizim ülkemizde kitaplar, gazeteler, (edebiyat, kültür, bilim, aktüel…) dergileri, sinema, tiyatro, okulda yapılan araştırmalar değil. Kim ne giymiş, ne yapmış, nasıl yaşamış, güzelmiş, çirkinmiş… Bununla ilgilenen bir gençlik dolanıyor fakültenin koridorlarında. Gerçi bunun da kolayı var. Suçu televizyona atalım, olsun bitsin. Biz nasıl olsa kolaycılığa alıştık bir kere.

Ya da ben daha güzel bir şey anlatayım; ama siz okuyun:
Çok güçlü bir büyücü, bütün ülkeyi yok etmek ister. O ülke halkının, su içtiği bir kuyuya sihirli bir madde atar. Kuyunun suyunu kim içerse delirecektir. Ertesi sabah, herkes kuyudan su çekip içer, hepside delirir. Yalnızca kraliyet ailesi, kendilerine ait özel bir kuyudan su çektiklerinden, sihirbazda o kuyuyu zehirlemeyi beceremediğinden, delirmezler. Tabi kral çok kaygılanır, halkının sağlığını ve güvenliğini sağlamak için bir dizi emir verir. Ancak polisler ve müfettişlerde halkın içtiği sudan içmiş olduklarından, kralın emirlerini saçma bulur ve uygulamazlar. Ülkede yaşayanlar kralın emirlerini duyduklarında onun çıldırdığına inanırlar. Hep birlikte şatosunun önünde toplanıp tacını ve tahtını bırakması için gösteriler yaparlar. Umutsuzluk içindeki kral tahtından inmeye hazırlanırken kraliçe ona engel olarak der ki "Gel bizde o kuyunun suyundan içelim, bizde onlar gibi oluruz." Ve öyle yaparlar kral ve kraliçe de cinnet suyundan içer ve hiçbir şey değişmemiş gibi hayata devam ederler.

Hep aynı kuyunun suyunu içip kendini normal sananlar yani hepimiz kendini genç diye tanımlayan bizler. Hiç sordunuz mu kendinize; bu cinnet suyunu size kim içirdi diye?

Zühre Meryem Kaya
z.meryemkaya@gmail.com


Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?


Rating: 9,919,919,919,919,919,919,919,919,919,91
              11 Kahveci oy vermiş.

0 Yorum var.Yorum Oku   - Yorum yapabilmek için Sisteme Giriş yapmalısınız.


Yazdırmak için tıklayınız.

 


Arzum Günay

 Kahveci : Arzum Günay


  ŞİMDİ TÜM YAŞADIKLARIMI GÜLÜMSEYEREK GEÇMİŞE TESLİM EDİYORUM.

Usanda git vuslat bayramından. Daha geçmeyen ılık bir aşktı süt kıvamında. Kaz kez oturup kalkmıştık musalla taşının gece 12'ye vuran tartışma ortamından. Bir kalp ezmeye muhtaç , yerinden kırılmaya yüz tutan ,üzgün ve kıl dolu bir sabahın başlangıcı olacaktı bu mevsim.

Ne titremesi ne dolunayı bahtsız bir geceydi . sabah olacak , telefon ışığı yanmayacak bir daha. Yitip gidenlere kocaman virgülüyle eklenecekti zaman. Noktasız ve vurgusuz. İki gözlü bir evin mutfak rafları kirini örtecekti dantelleri.

Oysa… Oysa… hani gecedeki siyahın göz yumuşun bir Yusuf misali…Acıtan ,kavuran geri dönüşü olmayan gömlek yırtışı…

Sessizleşti konuşmalar. Bir daha öptüğümde hissedeceksin dedi dudakların al yanaklarına bir kelebek misali konuşunu. Sapsarı ellerim ve makyajsız yüzüme irili ufaklı yağmur taneleri değdi. Daha maviydi yüzün ve sen kesilmemiş ve inadına bırakılan sakalının içinde bulanıklaşırken , ben daha da yaklaştım tenindeki sınır tanımaz uçurum eşiğine.

( Eline diken batmadan gül toplayamazsın.) Hani o gülü toplarken incittiğini hissetmeyen bir kanama , yüreğine değen yara bere olan ellerini hangi melhem iyi eder bilir misin ? Ben ne batmayan güneş istedim ne de yüzümü sürekli güldürecek demsiz bir aşk. Sevmediğim hiçbir zaman olmadı gözlerim donuklaşıp ellerini ittiğimde. Sesin sesimdi , küçük gözlerin iri gözlerimde kaybolan ıssız düşüncelerim , yüreğim yüreğine yoldaş , dilim sana yazılan mektupların kalemiydi. Zarfı hazır edilmemiş , umutlarla yazılmış.

Ben hala senin içindeki kırmızı sendim.

Sus yine. Bize uzaklıklar göründü , isyanı dağları delen türküler göründü . ŞİMDİ TÜM YAŞADIKLARIMI GÜLÜMSEYEREK GEÇMİŞE TESLİM EDİYORUM.

Fırtınalara yol verdim. Şimdi sükunetin var olduğu gemim ve tayfalarımla herhangi bir limandayım (!)

Arzum Günay
arzum@kahveciyiz.com


Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?


Rating: 9,009,009,009,009,009,009,009,009,00
              3 Kahveci oy vermiş.

0 Yorum var.Yorum Oku   - Yorum yapabilmek için Sisteme Giriş yapmalısınız.


Yazdırmak için tıklayınız.

 


 Kahveci : Okan Uygun


Merdiven'nin Son Basamağı

Fecr-i Ati Edebiyatının en önemli temsilcisi olan Ahmet Haşim (1885-1933) 'Merdiven' adlı şiiri yaşlılık telaşı ve ölüm korkusuyla yazılmış edebiyat dünyamızın en seçkin örneği.

Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...

Hayatı ve yaşamın ilerlemesini merdiven basamaklarına benzeten şair, hayatın tadına vararak ve bir daha dünyaya gelmeyecek gibi her şeyi yaparak -ağır ağır yaşamamızı istiyor. Yaşadıklarımızı, anılarımızı, sevinçlerimizi, mutluluklarımızı, acılarımızı, kederlerimizi, sıkıntılarımızı, ailemizi, dostlarımızı, sevdiğimizi, sevdiğimiz yemekleri-içecekleri, gezmekten hoşlandığımız yerleri… bir yaprağa benzeten yazar, ölüme yaklaştığımız da bunların atık zayıf hafızamızda kalacağını ve bunları düşünerek geçmişe özlem duyacağımızı ve zamanın nasıl da böyle geçtiğini son merdiven basamağını ne kadar da yaklaştığını düşünerek şairin geçmişi benzettiği semaya bakarak ağlayacağımızı söylüyor.

Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

İnsan yaşamında ilkbahar; gençlik yılları, yaz; olgunluk dönemini, sonbahar; son yıllarımızı, kış ise ölümü sembol eder. Sonbahar ayında yapraklar, gökyüzü ve sular artık yazdan kalma cıvıl cıvıl rengini bırakarak sararmaya başlar ve ardında kışın yok olur. Şair ikinci beyitte artık yaşamının renginin sarardığını ve bir zamanlar bak ve dinç olan yüzünün artık solmakta olduğunu söylüyor. İkinci beyitinin ikinci mısrasında da sonbahar temasını kullanan şair, artık güzel güneşli günlerin bittiğini ve günbatımı olan havanın yakında karayacağını söylüyor.

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Yaşamının her karesini birbirine bağlı olduğunu ve artık güzel günlerin bittiğini söyleyerek aileyi, dostları güle benzetip ölümle birlikte onların artık arza yani yatacağı mezara/toprağa bakacağını söylüyor. Artık hayatın neşesinin, mutluluğunun kalmadığını her şeyin anlamsızlaştığını güzel sesi temsil eden bülbülün artık bize ölümden başka bir şeyi hatırlatmadığını söylüyor. Şiirinde şair beklide günahkâr olduğunu hissederek bize cehennemi hatırlatan alev ve yanmak gibi kavramlar kullanıyor.

Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta,
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

Ölümün gizli bir kelime olduğunu ancak biri öldüğünde yada ihtiyar olduğumuzda aklımıza geldiğini söyleyen şair, bunla beraber ölümü kabul etmemizi istiyor. Şiirinin son mısrasında ise kullandığı 'Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...' cümlesiyle merdiven basamaklarının bittiğini ve artık son basamaktan sonra edebi hayata düşeceğimizi söylüyor.

Okan Uygun


Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?


Rating: 9,509,509,509,509,509,509,509,509,509,50
              4 Kahveci oy vermiş.

0 Yorum var.Yorum Oku   - Yorum yapabilmek için Sisteme Giriş yapmalısınız.


Yazdırmak için tıklayınız.

 


M.Nihat Malkoç

 Kahveci : M.Nihat Malkoç


  DELİ DUMRUL'DA DEDE KORKUT HAFİFLİĞİ

Türk edebiyatının şaheserlerinin başında gelir Dede Korkut Hikâyeleri… 12 hikâyeden oluşan bu eser, eski Türklerin yaşantısına ışık tutmaktadır. Bu eseri millî bir destan olarak da nitelendirebiliriz. Bu eser içerik olarak Türk milletinin millî hayatını, kültürel zenginliklerini, hissiyatını, erdemlerini, hünerlerini bir hikâye akışı içerisinde sıralamaktadır. 15. yüzyılın sonu ile 16. yüzyılın başlarında yazıya geçirilen bu kıymetli metinler için Türk Edebiyatı tarihçisi Fuat Köprülü şu enteresan ifadeyi kullanmıştır: "Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne, Dede Korkut'u öbür gözüne koysanız, yine Dede Korkut ağır basar."

Trabzon Devlet Tiyatrosu oyuncuları Türk edebiyatının eşsiz metinlerinden sayılan Dede Korkut Hikâyeleri'nden biri olan "Deli Dumrul" u sahnelediler. Güngör Dilmen tarafından yazılan oyunu tecrübeli yönetmen Yücel Erten yönetti. Bu oyunda dekor Hakan Dündar, kostüm Sevgi Turgay, ışık tasarımı Yüksel Aymaz, dans düzeni Salima Sökmen, müzik Babür Tongur tarafından gerçekleştirilmiş. Bu ekipte özellikle kostümleri büyük bir başarıyla ve isabetle seçip hazırlayan Sevgi Türkay'ı kutlamak istiyorum.

Daha önce İzmir Devlet Tiyatrosu tarafından da oynanan Deli Dumrul oyununda görev alan sanatçılar kişisel özelliklerini çok iyi kullanarak başarılı bir oyun çıkardılar. Oyuncular içerisinde en çok rolü olan, oyunu adeta sırtlayan Deli Dumrul rolündeki Fatih Topçu'yu özellikle isim vererek kutluyorum. Topçu'nun sanat kumaşına iyi bir tiyatroculuk rengi hâkim… Deli Dumrul'u çok iyi yansıttı izleyenlere. Elif rolündeki Şebnem Dokurel, diğer rollerdeki Ufuk Şener, M. Ceyhun Gen, M. Fatih Dokgöz, Zeynep Ekin Öner, Erşan Utku Ölmez, Sinem Şahin, Birkan Görgün, Elif Şeker Saka, Duygu Dokgöz, Başak Anat, Aslı Artuk Şener, Şevki Çepa, Kadri Özcan, Aynur Yılmaz, Gizem Gen, Duygu Ertan, Melike Şivil, Serdar Kurutçu gibi isimler rollerinin hakkını fazlasıyla verdiler. Dede Korkut hikâyelerinin en önemlilerinden biri olan Deli Dumrul'da şu olay anlatılmaktadır:

"Duha Koca oğlu Deli Dumrul, bir kuru çayın üstüne köprü diker, geçenden 30 geçmeyenden 40 akçe alır. Bunun sebebini de erliğinin, yiğitliğinin yayılması olarak açıklar. Köprünün etrafında birinin ölmesi üzerine Deli Dumrul, bu yiğidin canını alan Azrail'in gelip kendisiyle savaşmasını ister. Bu başkaldırı üzerine Allah, Azrail'i Deli Dumrul'un canını alması için yollar. Deli Dumrul, Azrail'i bir türlü yakalayamaz ve Allah'ın birliğine iman eder. Bir can getirmesi şartıyla canı bağışlanacak olur. Yakın çevresinden can diler.

Annesi de, babası da can vermeyi kabul etmez. Artık öleceğine inanan Deli Dumrul, karısıyla helalleşmeye gider. Karısının kendisine canını vermesini istemesi üzerine Allah'a "Ya ikimizin canını da al, ya ikimizi de yaşat." der. Allah ikisine de 140'ar yıl ömür verir. Öte yandan çocuklarına can vermeyen anne ve babanın da canını alır."

Dede Korkut Hikâyeleri'nde Dede Korkut çok önemli bir isim olarak yer alır. Dede Korkut bu hikâyelerin ne kahramanıdır, ne de yazarıdır. O, hikâyelerde sık sık ortaya çıkan, arabulucu ve özlü sözler söyleyen bir Türk bilgesidir. Fakat bu oyunda Dede Korkut'u çok hafif bir karakter olarak sunmuşlar seyircilere. Dede Korkut bir kişinin sırtına binmiş, onun sözlerini kendisini taşıyan kişi yansıma şeklinde tekrar ediyor. Bu durum belki seyirciyi güldürüyor ama Dede Korkut gibi halkın muhayyilesinde ulvileşmiş bir destan bilgesini ucuz komedi malzemesi haline dönüştürüyorlar. Bunu hoş karşılamadım. Etrafımdaki seyirciler de bu hafifliği Dede Korkut'un kişiliğiyle ve tarihî misyonuyla bağdaştıramadıklarını söylediler.

Günümüzde ağır içerikli oyunlar seyirci tarafından tercih edilmiyor. Tiyatro seyircisi gülmek istiyor. Onun içindir ki günümüzde yönetmenler oyunlarına, özgün metinlerde olmasa da, zaman zaman gülmece unsurları katıyorlar. Fakat bunun dozu kaçınca iş çığırından çıkıyor. Bu tiyatroda bir oyuncunun dilini bir karış çıkarıp köpek rolüyle yerlerde sürünmesini eşref-i mahlûkat olan bir insan olarak hazmedemedim. Bu, oyunun gereksiz bölümlerinden biriydi. Bütün eksik ve olumsuz yanlarına rağmen "Deli Dumrul" benden geçer not aldı.

M.Nihat Malkoç
mnm61mnm@hotmail.com


Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?


Rating: 10,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,0010,00
              3 Kahveci oy vermiş.

0 Yorum var.Yorum Oku   - Yorum yapabilmek için Sisteme Giriş yapmalısınız.


Yazdırmak için tıklayınız.

 


 YILDIZINIZ KIPIR KIPIR, YA SİZ?


  Ailenizin Yıldız Falcısı : Nurettin Özdemir


KOÇ   (21 Mart-20 Nisan)
Yeni haftanızda kronikleşmiş yanlışlarınızı yenebilmeniz için yardımlar alacaksınız sevgili koçlar. Özellikle profesyonel çalışmalarınızda yeni atılımlarda bulunmak istiyorsanız sizlere uzatılacak elleri geri çevirmeyin.



BOĞA   (21 Nisan-20 Mayıs)
Duygusal arayışlarla dolu bir hafta sizleri beklemekte sevgili boğalar. Bir şeyleri değiştirmek isteyeceksiniz fakat sanki nereden başlayacağınızı bilemez hallerde olacaksınız. Belkide bir seyahat herşeyi değiştirebilecek. Denemekte yarar var.



İKİZLER   (21 Mayıs-21 Haziran)
Yakın zamanda geçirmiş olduğunuz bir takım hayal kırıklıklarından sonra iyiye doğru gidişat başlamak üzere sevgili ikizler. Bundan sonra başkalarına değil içinizden gelen sese kulak verin. Heyecanlı anlar ve seyahat olanakları ufuktalar.



YENGEÇ   (22 Haziran-22 Temmuz)
Yeni bir iş kurmak için kararlı bir şekilde harekete geçeceksiniz sevgili yengeçler. Uzun zamandır düşündüğünüz bu atılımı nihayet gerçekleştirmeniz için ortamlar da gayet uygun. Yaratıcı enerjilerinizle başarılara koşacaksınız.



ASLAN   (23 Temmuz-22 Ağustos)
Hayli zamandır süren kararsızlıklardan sonra nihayet hareketlenmeye başlamak üzeresiniz sevgili aslanlar. Güzel haberler alacaksınız ve belkide bunlar seçimlerinizde etkili olacaklar. Ev içinde yeni bir dönem başlamakta.



BAŞAK   (23 Ağustos-22 Eylül)
Yaratıcılığınız bu haftadan itibaren muazzam patlamalar yapmak istiyor sevgili başaklar. Değerli bir tanıdığınız sanatçı veya metafizik yeteneklerinizi kullanmanız için sizleri bayağı cesaretlendirecek. Başarılara çok yaklaştınız.



TERAZİ   (23 Eylül-22 Ekim)
Çekingenlikler ve bazı korkularınızı yenebilmeniz için yeni haftanız sizlere gereken yardımları da beraberinde getirmekte sevgili teraziler. Uzun vadeye yayılacak çalışmalar sonucunda hakkettiğiniz başarılara ulaşacaksınız. Atağa kalkın.



AKREP   (23 Ekim-22 Kasım)
Dostlarınız geçmişte yaptığınız bir iyiliğinizi hatırlayacak ve sizlere minettarlıklarını yeniden sunacaklar sevgili akrepler. Ufak bir ekonomik kaybınız ise mükemmel bir şekilde telafi edilecek. Duygusal anların haftasındasınız.



YAY   (23 Kasım-20 Aralık)
Yeni haftanızda sizlerden bağımsız gelişen bir takım kargaşalıkların varlıklarını hissedeceksiniz. Asla gereksiz endişelere geçit vermeyin çünkü bilin ki her karışıklık sonunda yenilikler doğarlar. Sizler için daha iyi bir gelecek çizilmekte.



OĞLAK   (21 Aralık-19 Ocak)
Ani gelişmelere yeni haftanızda hazırlıklı olun sevgili oğlaklar. Bir tereddütünüz son bulacak ve böylece beklenmedik deplasmanlar gündemlerinize oturabilecekler. Yeni atılımlar ani kararları da beraberlerinde getirecekler.



KOVA   (20 Ocak-18 Şubat)
Çok yakında kurtulacağınız bir yük sonucu müthiş mutlu olacaksınız sevgili kovalar. Ayrıca önyargılarınızdan kurtulmaya çalışmanız söz konusu değişim rüzgarlarını olumlu kullanmanıza yol açacak. Hedeflerinize çok yakınsınız.



BALIK   (19 Şubat-20 Mart)
Sabır, özgüven ve doğrulukla bezenmiş haftalardan sonra artık zincirlerinizi kırmaktasınız sevgili balıklar. Yeteneklerinizi akıllıca kullanmaya kararlısınız ve hiç bu kadar da hırslı olmamıştınız aslında. Başarılara ortaklaşa çalışmalarla ulaşacağınız kesin.


Nurettin Özdemir
nozdemir@kahveciyiz.biz