 |
 |
|
1 Şubat 2007 - Fincanın İçindekiler |
|

Editör'den : Necefli Maşrapa!.. | Merhabalar
Beyinsel enerjimi yitirdim, hükümsüzdür. Kayıp enerjinin yeniden üretilip yerine konması maksadıyla koltukta az kaykılıp uzun oturulmuş, bilahare oturulan yerden kalkılamamıştır. Bir zaman sonra dürtülmek suretiyle uyandırılmış ancak saatlerin 01:30 olduğu görülünce paçalar tutuşmuştur. Tutuşan paçalar ancak söndürülmüş ve günün molası fişek gibi yayına hazır hale getirilmiştir. Doğal olarak yeniden üretilen enerji de yenmiş bitirilmiş ve gözler yastığa bakar hale gelmiştir. Özetle, maşrapayla yer değiştirip uykuya çekilmek istenmektedir. Kusura bakılmaması, hoşça kalınması önemle rica olunur.
Bir sonraki sayıda buluşuncaya kadar bulunduğunuz yerden bir adım öne çıkın. Sevgiyle...
Cem Özbatur
Yukarı
|
 |
Kahveci : Funda Eröz Türkmen BİRGÜN BİTECEK! |
|
Gülüp geçiyorsun değil mi?
Yıllar öncesindeki haline,
Bazen gözlerin doluyor,
Bir damla yaş oluyor anıların..
Yeşil çokken etrafında,
Siyahlara takılıyor gözün,
Tonlarca düşünce geçiyor aklından,
'Neden' diyorsun neden!
Bende olamaz mıydım onun gibi,
Bende sevilseydim şunun gibi!
Sendekileri görmeden takılıyorsun;
Ona,şuna veya buna..
Çok oyalanma bunlarla,
Hayat bir gün bitecek,
Takılıp kaldığın siyahlar bile gidecek,
Yeşilleri zaten görmemiştin,
Onlarda seni terk edecek!
Aç gözlerini dön dünyaya,
Ona, buna veya şuna
Çok fazla takılıp da kalma,
Boş vermeyi de öğren,
Önemsemeyi de!
Funda Eröz Türkmen
Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?
Rating:          3 Kahveci oy vermiş. |
|
Yazdırmak için tıklayınız.
Yukarı
|
 |
Kahveci : Solmaz Akça KARMAŞA... |
|
Metruk evler vardır. Kimsesiz, ıssız ve yıkık... Kalabalığın içinde ürkütücü bir yalnızlık yaşarlar. Kimseler içine girmeye cesaret edemez. Kimselerin umudu yoktur onlardan yana... Küf kokarlar, yosun tutmuştur duvarları... Gizli gizli ağlayamaz onlar... Hıçkırıkları tüm kentin üstünde yankılanır, karanlık bir bedduaya dönüşerekten... Hayalleri çalınmıştır bu evlerin. Onlar her sabah ölme umudunu taşıyabilirler içlerinde bir tek...
Ben de şimdi öyle metruk bir ev gibiyim. Yıkıntılar arasındayım. Sesimi duyan yok. İlk defa bu kadar yalnızım. Yalnızlığı hiç sevmem oysa. Nefret ederim kalabalık yalnızlıklardan. Savunmasızsınızdır çünkü, her an darbe almaya hazır.
Bir keresinde bir tabuta girip yattım. İşte o zaman korkunç bir yalnızlık nasıl olur anladım. Toprak serpilmeden üstüme ölümü yaşadım. Siz hiç ölmediniz sanırım! Ben çok kez öldüm ve küllerimden her seferinde yeniden doğdum. Siz bilmezsiniz küllerden doğmanın, tekrar bir anka kuşu olabilmenin acı dolu sancısını.
Siz hiç ölmediniz ki benim gibi! Ölmeyin zaten... Siz ölümün yüzüne dokunamayacağı kadar güzel olanlardansınız. Ne benim kadar çirkin, ne benim kadar gaddarsınız. Siz benim kadar kötü olamazsınız. Siz benim kadar çok zarar vermemişsinizdir bu dünyaya. Kirletmemişsinizdir kimsenin düşlerini kara lekelerinizle... Sizin kara lekeleriniz de olmamıştır. Kara lekelerin ne olduğunu da açıklamak lazım size. Aslında siz onlara "nokta" dersiniz. Ve çok fazla kullanmamaya özen gösterirsiniz. Cellattır çünkü noktalar, bitirirler. Son verirler cümlelere. Oysa siz uzun uzun cümleler kurup, gerçekleri şiir tadında bir yumuşaklıkla sunarsınız. Size en çok sabah güneşine umutlarını takmış kancalar -yani virgüller- yakışır. Sizin yaptığınız tek kötülük denizlere hırçınca taş atmaktır. Siz zarar vermezsiniz kimseye.
Haklısınız aslında beni sevmemekte... Haklısınız! Ben kötüyüm, çirkin ve cellatım... Çok fazla nokta kullanırım ben. Üstelik başkalarının umutlarına ortak ederim kendi düşlerimi. En çok ölümü özlerim. En çok toprağın rengini severim. Haklısınız aslında , siz en iyisi bu yazdıklarımı da bir kara büyü belleyin. Siz beni sevmeyin. Artık biliyorum ben. İstemekle elde edilmez bazı şeyler. Artık beni sevmenizi istemiyorum. Sevgi isteyerek elde edilmez biliyorum. Üstelik ben kötüyüm. Sevmek benim neyime. Siz hiç ölmediniz ki benim gibi. Anlamazsınız, bu yazdıklarım saçmalık gelir size...
Solmaz Akça solmaz.ca@hotmail.com
Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?
Rating:          4 Kahveci oy vermiş. |
|
Yazdırmak için tıklayınız.
Yukarı
|
 |
Kahveci : M.Nihat Malkoç TRABZON ÜZERİNE KOMPLO TEORİLERİ VE GERÇEKLER |
|
Türkiye'miz doğusuyla, batısıyla; kuzeyi ve güneyiyle bir bütündür. Bu cennet vatanı bölüp parsellemeye kalkanlar her devirde olmuş, bugün de vardır, yarın da olacaktır. Fakat vatanını canından aziz bilen milletimiz, şer odaklarına fırsat vermeyecektir. Bu millet normal vakitlerde dağınık görünse de, zor zamanlarda bir ve beraber olmasını çok iyi becerir. Tarihimiz bunun güzel örnekleriyle doludur.
Son zamanlarda gündemi meşgul eden Hrant Dink cinayetiyle yatıp kalkıyoruz. Bir haftayı aşkın bir zamandan beri televizyonlar ve gazeteler o menfur cinayetten bahsediyor. İçimiz dışımız bu haberle karardı. Çocuklarımızın ruh sağlığı bozuldu. Üstüne üstlük Trabzon şehri bu cinayetle adeta yargısız infaza muhatap oldu. Bütün Trabzonlular neredeyse potansiyel suçlu ilan edildi. Hadiseler abartıldıkça abartıldı. Trabzon'da yaşayan biri olarak yaşadığım şehirle medyada tasvir edilen şehir arasında hiçbir şekilde bağlantı kuramaz oldum.
Öncelikle şunu söyleyeyim ki adı, sanı ne olursa olsun insanların öldürülmesine hiçbir şekilde taraftar değilim. Hele fikrinden dolayı insanların kör kurşunlarla infaz edilmesini bu çağda çok ilkel buluyorum. Vatana kast etmedikten sonra herkes inandığını söylesin. İnsanlar düşüncelerinden dolayı ötekileştirilmesin. Açık açığa konuşan insandan kimseye zarar gelmez. Düşünceler muhakkak hak ettiği şekilde karşılık görür, mecrasını bulur.
Bazı çevreler Hrant Dink'in katil zanlısı Trabzonlu diye bu şehre biriktirdikleri kin ve nefretlerini kusuyorlar. Çözümde görev almayanlar maalesef problemin bir parçası oluyorlar. Trabzon Türkiye'nin vatansever ve fedakâr insanlarının yaşadığı en sağlam yerlerden biridir. Trabzon'un Türkiye'ye maddi ve manevi katkısı sayılamayacak kadar çoktur. Trabzon Türkiye'nin siyasetçi ve bürokrat yatağıdır. Cevdet Sunay, Recep Yazıcıoğlu, Adnan Kahveci gibi isimler bu şehrin yüz akıdır. Niçin bunları görmezden gelip münferit hadiseleri tek ölçü kabul ediyorsunuz? Bu şehirden gafil çıksa da, hain çıkmaz. Bunun böyle bilinmesi gerekir.
Şiddet sadece Trabzon'un değil, bütün Türkiye'nin sorunudur. Trabzon'da geçen yıl Santaro isimli papaz öldürüldü, bu yıl Trabzon nüfusuna kayıtlı bir kişi, Hrant Dink'i katletti. Bunlar hepimizi derinden üzdü. Bu olaylardan sonra Trabzon'u öyle anlatıyorlar ki Teksas da neymiş dersiniz!... Oysa bu şehirde şiddet Türkiye genelinin çok altındadır. 36 senedir bu şehirde yaşıyorum, en küçük bir kavga ve çekişmeye dâhil olmadım. Burada insanlar huzur içinde yaşıyor. Kimse kimsenin tavuğuna 'kışı' demiyor. Medyada anlatılanlara bakıyorum da 'acaba bunlar benim yaşadığım Trabzon'dan mı yoksa başka bir şehirden mi bahsediyorlar' diye tereddüt içinde kalıyorum. Bu şehirde belirgin bir asayiş sıkıntısı yok. Şehrin valisi ve emniyet müdürü vazifelerinin başında… İkisi de işlerinde çok başarılı kişiler… Trabzon dışında gerçekleşen bir vaka yüzünden bu insanları karalamak tek kelimeyle haksızlıktır.
Yirmi üç seneden beri Trabzonspor'un şampiyonluğunu engellemeye çalışanlar, şimdi de Trabzon'u bir kalemde silmenin hesabını yapıyorlar. Kim ne derse desin iki üç tane münferit hadise Trabzonlulara mal edilemez, edilmemelidir. Allah'tan korkun, biraz akıllı ve insaflı olun. Bu şehrin insanına kıymayın. Birşey biliyorsanız Trabzon'a yatırım yapılmasına zemin hazırlayın. Trabzon'un en büyük meselesi asayiş değil, işsizliktir. Şayet gençler bu gibi çirkefliklere alet oluyorsa bunun birinci sebebi işsizliktir. Trabzon gençliği yarınından ümitsizdir. Bu şehirde sanayinin 'S'sinden bahsedilemez. Gençler fabrikalarda çalışacak yerde, internet kafelerde ve kahvehanelerde zaman öldürüyorlar. Trabzon gibi küçük sayılabilecek bir şehirde 275 internet kafenin bulunması sanırım işsizliğin boyutunu gözler önüne sermede yeterli bir delil olur. Gelin biraz da bu noktaya değinin.
Cinayeti işleyen Trabzonlu diye Trabzon'a yüklenmek son derece yanlıştır. Üstelik cinayet zanlısının anne babasının öz oğullarını polise ihbar etmesi ayakta alkışlanacak bir harekettir. Nedense kimse bu örnek hareketi ön plana çıkarmadı. İşte Trabzonlu budur, suçlu kişi öz oğlu da olsa haklıya haklı, haksıza haksız demesini bilir. Sizleri insafa davet ediyorum.
M.Nihat Malkoç mnm61mnm@hotmail.com
Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?
Rating:          4 Kahveci oy vermiş. |
|
Yazdırmak için tıklayınız.
Yukarı
|
 |
YILDIZINIZ KIPIR KIPIR, YA SİZ?
Ailenizin Yıldız Falcısı : Nurettin Özdemir |
|
BALIK (19 Şubat-20 Mart)
Zodyakta medyumlara özgü hassasiyetlerle yoğrulmuş iki burç balık ve yengeçtir. Sevgili balıklara yeni yılda altıncı hislerine bilhassa kulak vermelerini üstüne basa basa tavsiye edeceğim. Yeni yılınızın ilk bereketli sinyallerini ocak ayında aldınız değilmi balıklar.. İçinizden yükselen sihirli ses yeni yılınızın geçen senelerden çok çok daha değişik olacağını sizlere fısıldamakta. Nerede o şanslar, her sene aynı şarkı diyerek o meşhur derin karamsarlıklarınıza taviz vermeyin. Zaten burçlarınıza yerleşen Üranüs ruhlarınıza ve belleklerinize çöreklenmiş ne kadar hurda hışır varsa hepsini silkeleme operasyonlarına başladı bile.. Olağanüstü kişiliklerinize elbette diyecek yok. Gel gelelim özgüvenlerinizi yerin dibine batırma saplantısı ve bana ne milettin gailesinden gibilerden kronikleşmiş yaklaşımlar yüzünden hep frenlere asılarak yokuşları iniyorsunuz.. Serbest bırakın kendinizi balıklar, bırakında ıkına sıkına çıktığınız yokuşların bu seneki inişlerini vites yükselterek gerçekleştirin ne olur.. Merkür, Venüs ve Üranüs triosu burçlarınızda ve bilhassa şubat ayından geçerli olmak üzere mayısa kadar kalplerinizi inanın fırıldak gibi döndürmeye kararlılar.. Hani insan şansların dönmesini hayal eder durur da bir türlü birşeylerin gelmediklerini üzüle büzüle gördüğünde kahrolur ya, işte bu sefer o beklemekten vazgeçtiğiniz kısmetler kapılarınızı aniden çalacaklar balıklar. Dikkat edin yeni yılınızın allı pullu olacağını ve paralara boğulacağınızı kesinlikle iddia etmiyorum. Yok böyle bir şey.. Gönüllerinizden ne geçtiyse, beyinleriniz neleri gerçekleştirmeye kilitlendilerse onların karşılıklarını alacaksınız, o kadar.. Tüm gücünüzle ayağa kalkmalısınız. Yaşama doğru dikilerek bende varım diye haykırmalısınız. Bütün kalbinizle ve ruhunuzla sevin ve sevgi dolu olun. Geçmişte hançerlemelerle sızlamış kalbinize, kurt yeniği gibi sinsice kemirilen beyninize ve yapraklar misali tir tir titremiş güçlerinize yeniden güvenin.. Gerekirse durun soluklanın ama usanmadan yaşamlara bende buradayım deyin ve sütun gibi dikilin balıklar. Eğriti duruşların yapmacık aktörleri olmamaya yemin edin. Merkürlerin, Venüslerin ve Üranüslerin mekanlarınızda bulunmalarından daha önemli bir şey var aslında. Biliyorsunuz bunun ne olduğunu.. Beyninize sorun cevabı hazır...
Şans Meleğiniz
Jüpiter sizlere gayet açık bir mesaj göndermekte balıklar. Eskisi gibi tıngır mıngır ilerleyen yaşam tarzlarından ve hülyalarla süslenen beklentilerin hipnotik hallerinden sıyrılmanın zamanı gelmiştir. Yaşa başa dayanarak öne sürülecek kaytarmalara ise asla tahammülü olmayacağından emin olabilirsiniz. Köşedeki bakkalı alın işletin, bir şirketin internetten temsilcisi olun, yaşadığınız sitelerin yöneticiliğine soyunun, bir dernekte aktifleşin vs. vs. Hıplayın zıplayın ama ne olur canlanın.. Yeterince kanlandınız ya balıklar.
Sevgiler
Eski sevgililerin şıp diye ortaya çıkacakları aylara girmektesiniz. Hele çoluk çocuk meseleleri varsa ortalarda o zaman buna kesin gözüyle bakabilirsiniz. Bekâr balıklar mutluluk dolu olacaklar yeni bir partönerle tatlı anlar yaşayacaklar. Kırmızı çizgiler yine de geçilmeyecekler. Evli balıklara ise çalkantılı dönemler gözükmekte. Mutlaka ayrılıklara kadar gitmeyecek bu çekiştirmeler aslında yeni yaşamlara geçişlerinizin kapsamında gerçekleşecekler. Seçimlere sizlere ait olacaklar. Belki de her zamankinden daha çok.
Yeni Yıl Tavsiyem
Kesinlikle yersiz kaygılarınıza teslim olmayın balıklar. 2007 yılı sizlere yukarılardan manevî himayeleri getirmekte. Size bahşedilen bu güzelim nimetlere sarılın. Bunaltıcı atmosferlerin artık değişmekte olduklarını hissediyorsunuz değilmi balıklar. Aralık sonlarından beri yaşamlarınızda gözardı edilemeyecek tarzda güzellikler oluşmaktalar.. Hele ilkbahara yaklaşılsın o zaman şenlikleri göreceksiniz. Elbette herşey sihirli değneklere dokunmuşcasına akşamdan sabaha değişecek değil. Hayatın heyulâsını yükseklerden süzüp süzdüren ve aslında değişen sizlersiniz.... Her insan gibi bir insanın hayatında an gelir kapılar ardına kadar açılırlar. Kapılar bu sefer sizlere açılmakta balıklar. Kalpleri temiz, ruhları sevgi ve merhamet dolu olanlarınız şimdi bir adım öne çıkabilirsiniz...
Nurettin Özdemir
nozdemir@kahveciyiz.biz
| | |
|